UKA Aylık / Şubat Bülteni: Ortaklığın Giderilmesi Davaları ve Yeni Yargı Paketi İle Yapılması Beklenen Değişiklikler
- 2 saat önce
- 9 dakikada okunur
Ortaklığın Giderilmesi Davaları Ve Yeni Yargı Paketi İle Yapılması Beklenen Değişiklikler
1. Ortaklığın Giderilmesi Davası
Ortaklığın Giderilmesi davası, genellikle miras intikali sonrası paylaşılamayan veya bireysel kullanıma uygun olup da birden fazla hak sahibinin bulunduğu taşınmazlarda, tarafların uzlaşmazlık yaşadığı durumlarda mülkiyet birliğinin çözülmesi amacıyla başvurulan yoldur.
Kanunen taşınır mallar için de bu yol açık olsa da, yargı pratiğinde uyuşmazlıklar genellikle taşınmazlar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ortaklığa konu olan malın idaresi, kullanımı veya elden çıkarılması hususunda bir mutabakat sağlanamadığında, paydaşlardan her biri yargı yoluna başvurabilir. Ortaklığın (paydaşlığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar (paydaşlar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
7. Paylı mülkiyetin sona ermesi
a. Paylaşma istemi
Madde 698- Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir.
Türk Medeni Kanunu m. 698 uyarınca, mülkiyet payının oranına bakılmaksızın her hak sahibine tanınan 'taksim isteme yetkisi', bu davanın açılabilmesi için yasal bir hak olarak düzenlenmiştir.
a. Ortaklığın Giderilmesi Davası Kimler Tarafından Açılabilir
a.1. Paylı Mülkiyet Halinde Paydaşlar
Paylı mülkiyette her bir paydaş, mülkiyet hakkına dayanarak tek başına dava açma yetkisine sahiptir. Davayı açmak için payın büyüklüğü önemli değildir. Dava açma hakkı paya bağlıdır. Eğer davacı yargılama sırasında payını devrederse, davacı sıfatı sona erer ve yeni malik davaya devam edebilir.
a.2. Elbirliği Mülkiyeti Halinde Ortaklar
Mirasçılar arasında henüz taksim yapılmamışsa "elbirliği mülkiyeti" söz konusudur. Mirasçılardan her biri, diğer tüm mirasçıları davalı göstererek ortaklığın giderilmesini isteyebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, terekeye temsilci atanmış olsa dahi mirasçıların dava açma hakkının saklı olduğudur.
a.3. Alacaklıların Dava Açma Yetkisi
Türk Medeni Kanunu’unda bu davayı açma yetkisi yalnızca paydaşlara verilmiştir; ancak bir paydaşın borcu varsa, alacaklı taraf, paydaşın elindeki hisseyi paraya çevirmek için İcra Tetkik Mercii'nden (İcra Mahkemesi) "Yetki Belgesi" alarak ortaklığın giderilmesi davası açabilmektedir.
b. Ortaklığın Giderilmesi Davası Kime Karşı Açılır
Ortaklığın giderilmesi davası, "çift taraflı" (actio duplex) mahiyettedir. Yargılama sonucunda verilecek karar (aynen taksim veya satış) tüm paydaşların mülkiyet hakkını doğrudan etkilediği için, maliklerden birinin dahi dışarıda bırakılması davanın görülmesine engeldir. Paylı Mülkiyette, tapu sicilinde ismi bulunan davacı dışındaki tüm paydaşlar "davalı" sıfatıyla gösterilmelidir. Elbirliği Mülkiyeti Durumunda ise eğer mal miras kalmışsa, veraset ilamındaki tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi zorunludur.
Paydaşlardan biri ölmüşse, onun mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin tamamlanması hakim tarafından re'sen (kendiliğinden) istenir.
c. Ortaklığın Giderilmesi Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4/1-b maddesi uyarınca dava değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesi mutlak görevli olup,
MADDE 4- (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
aynı kanunun 12. maddesindeki kesin yetki kuralı gereğince davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması yasal bir zorunluluktur.
d. Dava Öncesi Zorunlu Arabuluculuk
7445 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na eklenen 18/B maddesi uyarınca, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davaları için arabuluculuk süreci zorunlu bir dava şartı olarak hukuk sistemimize dahil edilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince, paydaşlar arasında taşınır veya taşınmaz malların taksimi yahut satışı konusundaki uyuşmazlıklarda mahkemeye başvurulmadan önce arabuluculuk yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluk teşkil etmektedir. Söz konusu usuli eksiklik tamamlanmadan veya arabuluculuk son tutanağı dava dilekçesine eklenmeden açılan davalar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. ve 115. maddeleri uyarınca herhangi bir esasa girilmeksizin 'dava şartı yokluğu' gerekçesiyle mahkemece re'sen usulden reddedilmektedir.
e. Ortaklığın Giderilmesi Davası Süreci
Dava süreci, dava dilekçesinin sunumu, maktu harcın yatırılması ve gerekli gider avansının dosyaya sunulmasıyla başlar. Ortaklığın giderilmesi davaları basit yargılama usulüne göre yürütülür. Dava ve cevap dilekçeleri üzerinden yürütülen bu süreçte taraflar, uyuşmazlığa dair tüm iddia ve savunmalarını mahkemeye sunarlar. Bu aşamanın ardından mahkeme, ön inceleme duruşması yaparak tarafların mülkiyet haklarını, davanın taraflarını ve malın paylaşım olanaklarını genel hatlarıyla değerlendirir. Hakim, tarafları son kez barışçıl bir çözüm için sulh olmaya teşvik eder. Eğer paydaşlar arasında bir mutabakat sağlanamazsa, taşınmazın hukuki ve teknik durumunu yerinde tespit etmek amacıyla keşif günü belirlenir ve bilirkişi incelemesi için dosya bilirkişiye tevdii edilir.
Keşifte malın konumu, çevresel özellikleri, kullanım durumu ve varsa üzerindeki muhdesat (bina, ağaç vb.) kayıt altına alınır. Bilirkişi heyeti taşınmazın güncel piyasa değeri ve taşınmazın paydaşlar arasında payları oranında fiziksel olarak bölünüp bölünemeyeceği (aynen taksim) konusunda rapor tanzim eder.
Ortaklığın giderilmesi davasına konu olan taşınmazın üzerinde yer alan bina, tesis veya ağaç gibi yapıların (muhdesat), taşınmazın maliklerinden sadece birine veya birkaçına ait olduğu iddiası, davanın yürütülmesinde "bekletici mesele" teşkil eden teknik bir ihtilaftır. Eğer tüm paydaşlar, taşınmaz üzerindeki yapının kime ait olduğu konusunda mahkeme huzurunda hemfikirse; mahkeme bu durumu bilirkişi raporuna yansıtır ve satış sonunda elde edilen bedeli, muhdesatın değerini de gözeterek ilgili paydaşlara dağıtır.
Paydaşlardan biri muhdesatın kendisine ait olduğunu iddia ederken diğerleri buna karşı çıkıyorsa, mahkeme bu uyuşmazlığın çözümü için taraflara "Muhdesatın Aidiyeti Davası" (Tespit Davası) açması için kesin süre verir. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan işbu tespit davası sonuçlanıp kesinleşinceye kadar, Sulh Hukuk Mahkemesi ortaklığın giderilmesi davasını durdurur. Muhdesatın aidiyeti kesinleştiğinde; taşınmazın toplam değerinden muhdesatın (yapının) değeri ile arzın (toprağın) değeri ayrı ayrı oranlanır. Satış gerçekleştikten sonra, yapının değerine isabet eden kısım sadece o yapının sahibine, toprak bedeli ise tüm paydaşlara hisseleri oranında ödenir.
f. Ortaklığın Giderilmesi Yöntemleri
f.1. Aynen Taksim (Malın Paylaşılması) Kararı
Aynen taksim; ortak mülkiyete konu olan taşınır veya taşınmaz malın, paydaşlar arasında payları oranında fiziksel olarak parçalara ayrılması ve mülkiyetin ferdi mülkiyete dönüştürülmesidir. Taşınmazın bölünmesi sonucunda oluşacak her bir parselin; imar planlarına, minimum parsel büyüklüklerine ve tarım arazisi ise toprak koruma mevzuatına (5403 Sayılı Kanun) uygun olması şarttır. İlgili Belediye veya Kadastro Müdürlüğü'nden "taksimin mümkün olduğuna" dair olumlu görüş alınmadan bu karar verilemez. Taşınmazın geometrik durumu, yüzölçümü ve paydaş sayısı göz önüne alındığında, her bir paydaşa işe yarar ve değer kaybına uğramamış bir parçanın düşmesi gerekir. Bölünen parçaların değerlerinin birbirine tam olarak denk düşmediği durumlarda mahkeme, eksik değerli parçaya "ivaz" adı verilen bir miktar para eklenmesine hükmederek paylar arasındaki adaleti sağlar.
Yargıtayın istikrar kazanan kararlarında, Mahkeme tarafından öncelikle taşınmazın aynen bölünüp bölünemeyeceğinin araştırılması gerektiği ifade edilmiştir.
“Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.” (Yargıtay Kararı - 14. HD., E. 2016/9165 K. 2019/6669 T. 16.10.2019)
f.2. Kat Mülkiyeti Kurulması Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca; üzerinde bina bulunan bir taşınmazda ortaklığın giderilmesi istenmişse ve bu yapı kat mülkiyetine çevrilmeye müsaitse, mahkeme satış yerine her bir paydaşa birer bağımsız bölüm (daire, dükkan vb.) tahsis ederek ortaklığı sonlandırabilir. Taşınmaz üzerindeki yapının ana binasının tamamlanmış olması ve her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşecek sayıda birim (daire/iş yeri) bulunması gerekir. Binanın mimari projesine uygun olması, iskân (yapı kullanma izin belgesi) alabilecek durumda bulunması veya eksikliklerinin giderilebilir nitelikte olması şarttır. Eğer bağımsız bölümlerin değerleri paydaşların hisseleriyle birebir örtüşmüyorsa, mahkeme yine ivaz (para eklenmesi) yöntemine başvurarak denkleştirme yapar. Paydaşlardan birinin kat mülkiyeti kurulması yoluyla taksimi istemesi yeterlidir. Diğer paydaşlar satış istese dahi, eğer şartlar uygunsa hakim öncelikle bu yöntemi değerlendirir. Mahkeme, öncelikle bir mimar ve uzman bilirkişi görevlendirerek taşınmazda kat mülkiyetine geçiş için gerekli "yönetim planı", "liste" ve "proje" hazırlatır. Bu belgeler tamamlandığında ve ilgili kurumlardan onay alındığında, mahkeme her bir bağımsız bölümün hangi paydaşa ait olduğunu belirler ve tapu sicil müdürlüğüne tescil emri gönderir.
f.3. Satış Suretiyle Ortaklığın Giderilmesi
Taşınmazın fiziksel olarak parçalara ayrılmasının (aynen taksim) mümkün olmadığı, hukuki engellerin bulunduğu veya bölünmenin malın değerinde fahiş bir azalmaya yol açacağı tespit edildiğinde; mahkeme, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine ve elde edilen bedelin paydaşlara dağıtılmasına hükmeder. Eğer taşınmazın yüzölçümü imar planına göre bölünemeyecek kadar küçükse veya paydaş sayısı çok fazla olup her birine işe yarar bir parça düşmüyorsa, mahkeme doğrudan satış kararı verir. Kural olarak satış, herkese açık bir ihale yoluyla yapılır. Satış, mahkeme bünyesindeki Satış Memurluğu veya İcra Dairesi kanalıyla ilan edilerek gerçekleştirilir. Türk Medeni Kanunu m. 699/3 uyarınca; eğer tüm paydaşlar oybirliği ile satışın sadece kendi aralarında yapılmasını isterlerse, ihale dışarıya kapatılabilir. Bir tek paydaş bile itiraz ederse, satış halka açık yapılır. Güncel mevzuat uyarınca satışlar artık fiziksel salonlardan ziyade UYAP Elektronik Satış Portalı üzerinden online teklif toplama usulüyle icra edilir.
2. Ortaklığın Satış Suretiyle Giderilmesine Karar Verildikten Taşınmazın Malın Satış Süreci
Mahkeme tarafından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildikten sonra; tarafların kanun yoluna başvurmaması üzerine veya tarafların kanun yoluna başvurması sonucu istinaf/temyiz incelemesi neticesinde kararın kesinleşmesine müteakip taraflardan herhangi birinin mahkemeye başvurarak "satışın infazını" istemesi gerekir. Mahkeme, dosyayı kendi bünyesindeki veya yetkilendirdiği Satış Memurluğuna göndererek malın satış sürecini resmen başlatır.
Dava aşamasında yapılan keşfin üzerinden genellikle uzun zaman geçtiği için, satış memuru taşınmazın güncel piyasa değerini belirlemek zorundadır. İnşaat mühendisi, ziraat mühendisi ve mülkiyet uzmanından oluşan heyet taşınmazda incelme yapar. Taşınmazın emsal değerleri, konumu, imar durumu ve üzerindeki yapılar hesaplanarak bir bedel (muhammen bedel) belirlenir. Bu rapor tüm paydaşlara tebliğ edilir. Tarafların, raporun tebliğinden itibaren 7 gün içinde "Kıymet Takdirine İtiraz" davası açma hakkı vardır. Bu durumda mahkeme yeni bir bilirkişi ile değeri kesinleştirir.
Taşınmazın kıymet takdiri yapıldıktan sonra satış memurluğu, ihale hazırlıklarına başlayarak ihaleye katılacakların uyması gereken kuralları içeren bir şartname düzenler. Şartnamede şunlar yer alır:
Taşınmazın tüm özellikleri, üzerindeki haciz/ipotek bilgileri.
KDV oranı
İhale tarihleri ve teminat miktarı.
Artırma kuralları.
Satışın yapılabilmesi için geniş bir kitleye duyurulması ve paydaşların haberdar edilmesi şarttır. UYAP Elektronik Satış Portalı'nda satış ilanı yayınlanır. Ayrıca taşınmazın değerine göre yerel veya ulusal gazetelerde ilan verilir. Taşınmazın bulunduğu yere (kapısına veya mahalle muhtarlığına) fiziki ilan asılır. Satış günü ve şartları, tüm paydaşlara ve taşınmaz üzerinde hakkı olan (alacaklılar gibi) ilgililere resmen tebliğ edilir. Bu tebligatlarda bir usulsüzlük olması, ileride ihalenin feshi sebebidir.
Eskiden adliyelerde gerçekleştirilen ihaleler, artık UYAP Elektronik Satış Portalı üzerinden gerçekleştirilir. İhaleye katılmak isteyenler (paydaşlar dahil), e-devlet şifresiyle sisteme giriş yaparak teklif verirler. İhaleye dışarıdan katılacak kişiler, taşınmazın muhammen (belirlenen) bedelinin %10'u oranında nakit teminatı sisteme yatırmak zorundadır.
Ancak taşınmazda hak sahibi olan paydaşlar için bu noktada önemli bir mali avantaj tanınmıştır. Paydaşın taşınmazdaki mevcut hissesinin değeri, yatırılması gereken %10’luk teminat miktarını karşılıyorsa; bu paydaşın ihaleye katılırken ayrıca nakit teminat yatırmasına gerek bulunmamaktadır. İhaleyi kazanan paydaş, ihale bedelini yatırırken toplam tutardan kendi hissesine düşen payı mahsup edebilir. Böylece sadece diğer paydaşların hisselerine düşen miktarı ve masrafları nakden ödeyerek taşınmazın tamamına sahip olma imkanına kavuşur.
İhale süreci iki temel teklif döneminden oluşur. İlan edilen tarihler arasında elektronik ortamda teklifler toplanır. Eğer bu aşamada mal satılırsa ikinci aşamaya gerek kalmaz. Eğer ilk ihalede alıcı çıkmazsa veya yasal şartlar oluşmazsa, belirli bir süre sonra ikinci bir ihale açılır. Kurallar ilk ihale ile aynıdır.
Bir taşınmazın ihalede satılmış sayılabilmesi için teklifin şu iki şartın aynı anda gerçekleşmesi şarttır. Teklif, bilirkişinin belirlediği satış değerinin en az %50'sine ulaşmalı ve bedel; aynı zamanda o aşamaya kadar yapılmış olan tüm satış masraflarını (ilan bedeli, tebligat masrafları, bilirkişi ücretleri vb.) ve varsa taşınmaz üzerindeki rüçhanlı (öncelikli) alacakları karşılamak zorundadır.
İhale süresi sona erdiğinde en yüksek teklifi veren kişi ihaleyi kazanır. İhaleyi kazaan kişi, satış şartnamesinde belirtilen süre içinde paranın tamamını Satış Memurluğu’nun hesabına yatırmalıdır. Alıcı, ihale bedeline ek olarak taşınmazın niteliğine göre belirlenen KDV ve Damga Vergisi’ni de ayrıca öder.
İhalede usulsüzlük yapıldığını (örneğin tebligatların usulsüz olması, ihale günü sisteme erişilememesi vb.) iddia eden taraflar, ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde "İhalenin Feshi" davası açabilirler. Bu dava açılırsa, mahkeme sonuçlanıp karar kesinleşinceye kadar tapu devri yapılamaz ve para paydaşlara dağıtılamaz.
İhale bedeli Satış Memurluğu’nun hesabına tam olarak yattıktan ve ihalenin feshi süresi (veya davası) geçtikten sonra memurluk bir "Pay Cetveli" (dağıtım tablosu) hazırlar. Hissedarlara ödeme yapılmadan önce, satış bedelinden davanın ve satışın yürütülmesi için yapılan tüm masraflar düşülür. Bu giderler; davanın açılışından karar anına kadar yapılan tebligat, keşif ve bilirkişi masrafları, ilan bedelleri (gazete ve UYAP), satış günü masrafları, posta giderleri, ve davayı açan ve takip eden avukatların, tarifeye göre belirlenen maktu veya nispi vekalet ücretleridir.
Tüm giderler ve vergiler düşüldükten sonra elde kalan "net tutar", paydaşların tapu sicilindeki hisse oranlarına bölünür. Örneğin, net 1.000.000 TL kaldıysa ve 4 eşit hissedar varsa, her birine 250.000 TL ödenir. Eğer bir paydaşın hissesi üzerinde icra haczi veya banka ipoteği varsa; o paydaşa ödeme yapılmaz. Satış memuru, ilgili icra dairesine veya bankaya yazı yazarak borç miktarını sorar. Paydaşın hissesine düşen para, doğrudan borçlu olduğu icra dosyasına veya banka hesabına aktarılır. Artan bir miktar olursa paydaşa iade edilir. Pay cetveli düzenlenir ve taraflara tebliğ edilir. Cetvele itiraz edilmezse (veya itirazlar reddedilirse) ödeme aşamasına geçilir. Paydaşların IBAN bilgileri alınır, Satış Memurluğu reddiyat makbuzu düzenleyerek parayı paydaşların şahsi hesaplarına aktarır.
3. 12. Yargı Paketi İle Satış Aşamasında Yapılması Beklenen Değişiklikler
Hâlihazırda yürürlükte olan sistemde, yukarıda detaylıca ifade edildiği üzere, özellikle intikal yoluyla edinilen elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda, paydaşlar arası mutabakatın sağlanamaması halinde yargı yoluna başvurulmaktadır. Mahkemece verilen satış kararları neticesinde icra edilen açık artırmalar, taşınmazın gerçek piyasa rayicinin altında el değiştirmesine sebebiyet verebilmekte; bu durum paydaşların ekonomik zarara uğramasına ve mülkiyetin aile dışı üçüncü kişilere intikal etmesine yol açmaktadır. 12. Yargı Paketi ile yasalaşması beklenen yeni hukuki düzenleme, ortaklığın giderilmesi davalarında "öncelikli satın alma" mekanizmasını güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu kapsamda; taşınmazın satış aşamasına gelindiğinde, mülkiyetin üçüncü şahıslara açık ihaleye çıkarılmasından önce, mevcut paydaşlara belirlenen piyasa değeri üzerinden öncelikli alım hakkı tanınması öngörülmektedir.
Yargı mercileri, tespit edilen rayiç değer üzerinden diğer hissedarlara bildirimde bulunarak mülkiyeti iktisap etme iradelerini sorgulayacak; böylece taşınmazın değer kaybı yaşanmadan ortaklar arasında kalması öncelenecektir. Netice itibariyle, güncel olarak satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıyken 12. Yargı Paketinde yapılması beklenen değişiklikler ile paydaşların rızası aranmaksızın satışın öncelikle paydaşlar arasında yapılması sağlanacaktır.
4. Sonuç Ve Değerlendirme
Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirerek ferdi mülkiyete geçişi sağlayan, çift taraflı (actio duplex) bir dava türüdür. Türk Medeni Kanunu uyarınca her paydaşın taksim isteme hakkı bulunmakla birlikte, uyuşmazlığın çözümünde mahkemece öncelikle aynen taksim veya kat mülkiyeti tesisi gibi mülkiyeti koruyan yöntemlerin araştırılması yasal bir zorunluluktur.
Süreç içerisindeki en kritik aşamalardan biri, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren zorunlu dava şartı haline getirilen arabuluculuk aşamasıdır. Bu aşama, uyuşmazlıkların yargılama masraflarına ve uzun süren ilan süreçlerine girmeden, tarafların ortak iradesiyle çözülmesi noktasında stratejik bir öneme sahiptir. Ancak uzlaşmanın sağlanamadığı durumlarda, taşınmazın güncel piyasa değerinin tespiti ve ihale usulüyle satışı, mülkiyetin nakde dönüştürülerek tasfiyesini sağlamaktadır.
Gelecekte yürürlüğe girmesi beklenen 12. Yargı Paketi düzenlemeleri, mevcut sistemdeki "satışın sadece paydaşlar arasında yapılması için gereken oybirliği" şartını esnetmeyi hedeflemektedir. Yapılması planlanan bu değişiklik ile mülkiyetin üçüncü kişilere (yabancılaşması) intikali yerine, öncelikle mevcut hissedarlara belirlenen rayiç bedel üzerinden alım hakkı tanınması öngörülmektedir. Bu durum, paydaşların ekonomik haklarının korunması ve mülkiyetin mevcut ortaklık yapısı içerisinde muhafazası açısından dönüştürücü bir etki yaratacaktır.


Yorumlar