top of page

UKA Aylık / Aralık Bülteni: Cebrî İcra Kanunu Taslağı'nın Türk İcra Hukukuna Getirdiği Yapısal Yenilikler

  • cihankiraner
  • 30 Ara 2025
  • 8 dakikada okunur

I. GİRİŞ


Türk icra hukukunun temel kaynağını oluşturan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, yürürlüğe girdiği 1932 yılından bu yana çok sayıda ve çoğu zaman parçalı nitelik taşıyan değişikliğe uğramıştır. Bu süreç, kanunun sistem bütünlüğünü zedelemiş; uygulamada öngörülebilirliği azaltan ve ciddi yorum farklılıklarına yol açan bir yapı ortaya çıkarmıştır.


Özellikle ilamsız icra alanında, borçlu ile alacaklı arasındaki menfaat dengesi zamanla alacaklı lehine kaymış; icra hukuku, asli işlevi olan hukuki himaye sağlama fonksiyonunun ötesinde, “cezai yaptırımlarla desteklenen bir tahsil mekanizması” görünümüne bürünmüştür.


Bu ihtiyaçlar çerçevesinde hazırlanan Cebrî İcra Kanunu Taslağı, İcra ve İflas Kanunu’nu baştan sona yenilemeyi hedefleyen; klasik anlamda bir değişiklik metninden ziyade yeniden kodifikasyon niteliği taşıyan kapsamlı bir çalışmadır.


Taslak, icra hukukunun kavramsal çerçevesini, temel ilkelerini ve usul yapısını bütüncül bir yaklaşımla ele almakta; özellikle cüz’î icra sisteminde köklü ve niteliksel dönüşümler öngörmektedir.


II. TASLAĞIN GENEL FELSEFESİ VE KANUN TEKNİĞİ


Taslağın genel gerekçesinde vurgulanan temel amaç, yürürlükteki kanunun yıllar içinde “labirentleşmiş” yapısının sadeleştirilmesi ve icra hukukunun daha öngörülebilir, anlaşılabilir ve sistematik bir yapıya kavuşturulmasıdır. Bu doğrultuda taslakta; kanun içi atıflar büyük ölçüde azaltılmış, her bir maddenin mümkün olduğunca kendi içinde anlaşılabilir olması hedeflenmiş, güncel Türkçe ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Medeni Kanunu terminolojisi esas alınmış ve Yargıtay içtihatlarıyla istikrar kazanmış uygulamalar kanun metnine yansıtılmıştır.


Bu yönüyle taslak, yalnızca maddi hukuk değişiklikleri getirmemekte; aynı zamanda icra hukukuna ilişkin yeni bir dil, yöntem ve sistem anlayışı ortaya koymaktadır.


Durum böyle olmakla birlikte; taslakta birden fazla tekrara yer verilmiş olması, taslakta bazı maddelere ilişkin olarak yapılan atıflarda unutulan kısımların olması ve maddeler arasında bir kısım çelişkilerin yer alması Cebri İcra Kanunu Taslağının eleştirildiği başlıca etkenler arasında yer almaktadır.


Dolayısıyla her ne kadar yeni kanun taslağı ile sadeleşme yoluna gidilmeye çalışılmışsa da mevcut taslakta halen daha güncellenmesi ve geliştirilmesi gereken maddelerin olduğu son derece aşikardır.


III. CÜZ’Î İCRADA ÖNGÖRÜLEN KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER


Taslağın en dikkat çekici ve uygulamada en fazla tartışma yaratması muhtemel yönü, cüz’î icra sistemine ilişkin getirdiği kapsamlı dönüşümdür.


A. İlâmlı İcra Kapsamında Yapılan Önemli Değişiklikler


Kanun taslağı incelendiğinde de görüleceği üzere; taslakta ilamlı icra kapsamında bir kısım önemli değişiklik yapılmış olup bu değişiklilerden en önemlisi, ilk derece mahkemesi kararlarının icra kabiliyeti kazanmasının istinaf incelemesi sonuna kadar ertelenmesidir.


Mevcut sistemde kesinleşmeden icra takibine konulamayacak kararlar hariç olmak üzere gerekçeli kararın yazılmasıyla birlikte ilâm, icra edilebilir hâle gelmekte ve borçlu tarafın dosyaya yatıracağı teminat ile icra takibinin durdurulması gerekmektedir.


Cebri İcra Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikle birlikte; ilk derece mahkemesi kararları kesinleşmeden icra takibine konu edilemeyecek olup ilgili kararın icra edilebilmesi için ilgili karara karşı yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince reddedilmesi gerekecektir.


Taslak’ta 53. Maddede ilamlı icraya konulabilecek kararlar belirtilmekle birlikte aynı maddenin 2. Fıkrasında ise kanun yolu açık olsa da icraya konu edilebilecek kararlara yer verilmiştir.


Bu kapsamda her türlü nafaka alacağı, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma alacakları, işçinin iş ilişkisinden doğan alacakları ile bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bir geminin tahliye ve teslimi hakkındaki ilk derece mahkemesi ilamları, kanun yolu açık olsa dahi icraya konulabilecektir.


Bu duruma ek olarak; taslak ile birlikte; temyiz başvurusunun icrayı durdurmayacağı belirtilmiş olup temyiz başvurusunda ise icranın ertelenmesi prosedürünün işletileceği belirtilmiştir. İcranın ertelenmesi prosedüründe de bir kısım değişikliklere gidilmiş olup en önemli değişiklik ise icra müdürlerine verilen yetkilerin değiştirilmesidir.


Bilindiği üzere; icranın ertelenebilmesi için borçlu tarafından icra dosyasına nakit teminat ya da teminat mektubu sunulması gerekmekte olup teminat mektubunun sunulması durumunda mektubun kabulü/reddi hususunda İcra Tetkik Mercii’nden onay alınması gerekmektedir.


Fakat taslak ile birlikte icra dosyasına icranın ertelenmesi için sunulan teminat mektubunun uygunluğu konusunda icra müdürlerine yetki verilmiş olup icra müdürünün teminat mektubunu uygun bulması durumunda icra müdürü kanun yolu incelemesinin sonuçlanmasına kadar takibin durdurulmasına karar verecektir.


İlamlı icra kapsamında yapılan diğer bir önemli değişiklik ise 68. Madde kapsamında yapılmış olup bu madde kapsamında mevcut durumda 7 gün olan ödeme süresi 2 haftaya çıkarılmıştır. Bu süre içerisinde ilama bağlı borcun ferîleriyle birlikte tamamen ödenmesi hâlinde borçlunun sadece maktu vekâlet ücretiyle sorumlu olacağı, tahsil harcı ve takip giderlerini ödemekten muaf tutulacağı belirtilmiştir.


Yukarıda izah edildiği üzere; Taslak ile birlikte ilamlı icra takibi sürecinin daha da zorlaştırılmış olduğu gözlemlenmekte olup her ne kadar icra dosyası borçlusunu korumak amaçlanmış olsa da alacaklının alacağına daha geç kavuşması ve paranın değerinin kaybetmesi başlıca eleştiriler arasında yer almaktadır.


B. İlamsız İcra Kapsamında Yapılan Önemli Değişiklikler


Taslak, ilamsız icra alanında mevcut uygulamayı kökten değiştiren düzenlemeler içermekte olup ilamsız icra kapsamında yapılan bir kısım önemli değişiklikler aşağıdaki şekilde sıralanabilecektir.


1. Belgesiz İlamsız Takibin Kaldırılması


Taslağa göre ilamsız icra takibinin başlatılabilmesi için alacağın mutlaka bir belgeye dayanması gerekmektedir. Bu düzenleme ile birlikte ilamsız icranın soyut alacak iddiasına dayanan niteliğini zayıflatarak icra takibini daha somut ve denetlenebilir bir zemine oturtmak amaçlanmıştır.


Bu kapsamda; takip konusu para veya teminat alacağı hakkında resmî dairelerin ya da yetkili makamların düzenledikleri yahut onayladıkları bir belge veyahut sözleşmeler dahil, alacağın doğum sebebini ispata elverişli senet ya da iki tarafı da tacir olan icra takiplerinde itiraz edilmemiş fatura bulunmayan alacaklılar ilamsız icra yoluna başvuramayacaktır.


2. İtiraz Süresinin Değiştirilmesi


Mevcut durumda ödeme emrine itiraz için öngörülen 7 günlük süre Taslak ile birlikte 2 haftaya çıkarılmış olup borçlu için çok kısa olduğu düşünülen 7 günlük sürenin borçlu lehine olacak şekilde uzatılması amaçlanmıştır.


Taslak ile birlikte itiraz konusunda yapılan en önemli değişiklik ise Taslak’ın 95/2. Maddesidir. İlgili maddeye göre; Asıl alacağın veya faizin ya da diğer ferilerin bir kısmına itiraz eden borçlu, itiraz ettiği kısmın tür veya miktar ya da oranını açıkça göstermezse, asıl borcun veya ferilerin tamamına itiraz etmiş sayılacaktır.


3. Kambiyo Senedine Dayalı Takip Usulünün Kaldırılması


Cebri İcra Kanunu Taslağı ile birlikte kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip usulü tamamen kaldırılmış bu kapsamda elinde kambiyo senedi bulunan alacaklı alacağının tahsili için ilamsız icra takibine geçecektir.


Mevcut durumda borca itiraz için icra hukuk mahkemesinde dava açması ve takibin durdurulması için tedbir kararı alması gereken borçluların Taslak ile birlikte ilamsız icra takibine itirazı, icra takibinin durdurulması için yeterli olacak ve alacaklının itirazın iptali davası ikame etmesi sonucunu doğuracaktır.


Bu durum da genel mahkemelerdeki dava yükünü artıracak olup kambiyo senedine dayalı olan alacağın tahsili için dahi bir dava külfetine katlanmasına sebebiyet verecek ve yine alacaklının alacağına geç kavuşması sonucunu beraberinde getirecektir.


4. İtirazın Kaldırılması Usulünün Terk Edilmesi ve İtirazın İptali Davası Süreci


Bilindiği üzere; mevcut durumda icra takibine yapılan itiraz üzerine alacaklı tarafça genel mahkemelerde itirazın iptali davası ikame edilebilmektedir. Alacaklı tarafından ikame edilecek itirazın iptali davasının ise itirazın tebliğinden itibaren 1 sene içerisinde ikame edilmesi gerekmektedir. Alacaklının elinde İİK kapsamında geçerli belgelerin bulunması durumunda ise itirazın kaldırılması yoluna da gidilebilmektedir.


Taslak’ta itirazın kaldırılması usulü tamamen terk edilmiş olup itirazın iptali davasında ise dava açma süresinin değiştirildiği görülmektedir. Gerçekten de Taslak’ta icra takibine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren 6 ay içinde mahkemeye başvurarak genel hükümlere göre itirazın iptali için dava açabilir denilmiş ve itirazın iptali davasının artık itirazın tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gerektiği belirtilmiştir.


Taslak’ın 96/8. Maddesinde ise süresi içinde itirazın iptali istenilmediği takdirde icra takibinin düşeceği ve yeniden ilamsız icra takibinin yapılamayacağı belirtilmiştir.


5. İpoteğin Paraya Çevrilmesi Takip Yolundaki Değişiklikler


Taslak’ta yer alan 118 vd. maddeler kapsamında; icra müdürü, takip talebi verildikten ve alacağın muaccel olduğunu da tespit ettikten sonra en geç üç gün içinde bu icra emrini asıl borçluya, varsa ipotekli taşınmazın maliki üçüncü kişiye ve ipotekli taşınmaz bir aile konutu ise eşe gönderecektir. İcra müdürü taşınmazın aile konutu olduğunu tespit ederse eşe resen tebligat gönderecektir.


Mevcut durumda icra emrinin tebliğinden itibaren 30 gün olan ödeme süresi Taslak ile birlikte 2 aya çıkarılmış, borcun bu süre içerisinde ödenmemesi ya da icra emrinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde mahkemeden takibin iptaline veya icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse, alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceği düzenlenmiştir.


Buna ek olarak; borçlunun, aynı süre içinde, varsa taşınmazdaki kiracıya ait bilgiler ile kira alacağı miktarını bildirmesi; aksi takdirde 511 inci maddeye göre disiplin hapsiyle cezalandırılacağı; gerçeğe aykırı bildirimde bulunması hâlinde ise, 518 inci madde uyarınca hapis cezasıyla cezalandırılacağı da düzenlenmiştir.


6. Kiralanan Taşınmazların İlamsız İcra Yoluyla Tahliyesine İlişkin Yapılan Değişiklikler


Kiralanan taşınmazın ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin Taslak’ta yapılan en önemli değişiklik taşınmazın aile konutu olması hâlinde, tahliye talepli icra takibinin yapıldığı hususunun borçlunun eşine bir ihbarnameyle tebliğ edilmesi gerektiğidir. Bu değişiklik ile tahliye sonucunda zarar görecek olan ailenin işbu tahliye sürecinden haberdar edilmesi amaçlanmıştır.


Mevcut durumda; ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itiraz edilmesi gereken işbu takip yolunda Taslak ile birlikte ödeme emrinin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz edilmesi düzenlenmiş ve borçlunun itiraz süresi bu açıdan da genişletilmiştir.


Taslak ile birlikte itirazın kaldırılması prosedürü tamamen kaldırıldığından kiralanan taşınmazın tahliyesi yolunda da itiraz üzerine itirazın kaldırılması davası ikame edilemeyecek, genel mahkemelerde itirazın iptali ve tahliye talepli dava ikame edilecektir. İtirazın iptali ve tahliye talepli davanın itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde açılması gerekmektedir. Bu süre içinde tahliye talep edilmezse, aynı kira alacağı bakımından artık genel hükümlere göre de tahliye talep edilemeyecektir.


İcra takibine herhangi bir itiraz edilmediği takdirde ise yasal süreler geçtikten sonra alacaklının talebi üzerine sulh hukuk mahkemesinde tahliye talepli dava ikame edilmesi gerekecektir. Alacaklının sulh hukuk mahkemesinde tahliye davasını 6 ay içerisinde ikame etmesi gerekecek olup bu süre içinde tahliye talep edilmezse, aynı kira alacağı bakımından artık genel hükümlere göre de tahliye talep edilemeyecektir.


IV. KÜLLİ İCRADA ÖNGÖRÜLEN KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER


İcra Hukuku’nda Külli İcra; iflas ve konkordato başlıkları altında düzenlenmekte olup Cebri İcra Kanunu Taslak metninden de külli icra alanında bir kısım değişikliklere yer verilmiştir.


1. İflas Mahkemelerinin Kurulması


İflas işleriyle meşgul olmak üzere Taslağın 18 inci maddesiyle iflas mahkemeleri kurulmuş ve görevi, anılan hükümde açıklanmıştır. Gerek başlatılan iflas takibi içinde ve hatta gerekse doğrudan iflas hâllerinde açılacak iflas davası, iflas mahkemesinin görevi içine girmektedir. Dolayısıyla İflas Mahkemeleri’nin kurulmuş olması işbu Taslak kapsamında yapılan en önemli değişikliklerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.


Yapılan bu değişiklik ile iflas işlemlerinin ihtisas mahkemelerinde görülmesi amaçlanmakta olup iflas davasında, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki iflas mahkemesinin kesin yetkili olacağı da belirtilmiştir.


2. Konkordato Hukukunda Yapılan Önemli Değişiklikler


Ticari hayatın ve hukuk sistemimizin en önemli kurumlarından biri olan konkordatoda; konkordato talebi mahkemece reddedildikten sonra, borcun ödenmesini sağlayacak olan kaynaklarda önemli bir değişiklik gerçekleşmedikçe veya ileriye yönelik olarak böyle bir değişikliğin gerçekleşeceği somut olarak ortaya konmadıkça, tekrar adi konkordato teklifinde bulunulamayacaktır.


Uygulamada konkordato talebi reddedilen borçlunun, red kararından sonra, şartlarda hiçbir değişiklik olmamasına rağmen, ödeme teklifinde değişiklik yaparak ve çok kere merkez değiştirerek tekrar adi konkordato teklifinde bulunmaktadır. Taslak ile yapılan bu değişiklik ile uygulamadaki bu suiistimalin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.


Konkordato hukukunda yapılan diğer bir önemli değişiklik ise geçici ve kesin mühlet sürelerine ilişkindir. Mevcut durumda; geçici mühlet süresinin 3 ay olduğu, gerekli görülmesi halinde geçici mühlet süresinin 2 ay uzatılabileceği ve bu kapsamda en fazla 5 ay olabileceği bilinmektedir. Taslak ile mahkemenin 4 aya kadar geçici mühlet kararı verebileceği, geçici mühletin 4 aydan kısa verilmişse talep halinde yine 4 ayı geçmeyecek şekilde uzatılabilecektir.


Mevcut durumda; kesin mühlet süresi 1 yıl olup gerekli görülmesi halinde 6 aya kadar uzatılabilmekteyken Taslak ile borçluya 6 aydan az olmamak üzere 1 yıla kadar kesin mühlet verilecektir. Kesin mühlet süresi içerisinde koşulların oluşması durumunda kesin mühlet süresi bir defaya mahsus olmak üzere 3 aya kadar uzatılabilecektir.


Bu durumun yanı sıra; bilindiği üzere yabancı para alacaklarının konkordato dosyasına kaydında uygulamada ve içtihatlarda tartışmalar mevcuttur. Taslak ile bu durumun da önüne geçilmiş ve yabancı para alacaklarının geçici mühlet kararının verildiği tarih itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına dönüştürüleceği belirtilmiştir.


V. ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER VE SONUÇ


Alacaklının alacağın bir an önce kavuşmasını ve borçlunun da haciz tehdidi altında kalmadan ödeme yapmasını amaçlayan Cebri İcra Kanun Taslağı 10 yıllık bir çalışma olarak 96 kişinin yer aldığı bir komisyon tarafından hazırlanmış ve Meclis Adalet Komisyonu’na sunulmuştur.


Her ne kadar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun dilinin sadeleştirilmesi amaçlanmış olsa da mevcut Taslak’ta da bir kısım hataların, çelişkilerin ve unutulmuş maddelerin bulunduğu aşikardır. Cebri İcra Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin olarak bir Yönetmelik’in de yayınlanacağı göz önünde bulundurulduğunda Taslak’ta yer alan tekrarların Yönetmelik ile giderilmesi Kanunun daha da sade bir anlatım kazanmasına aracı olacaktır.


Cebri İcra Kanunu Taslağı’nın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile karşılaştırmalarının bulunduğu tablo haline buradan ulaşılabilecektir.


Av. Muhammed DOĞAN

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page