7582 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Kapsamında Vergi Mevzuatında Öne Çıkan Düzenlemeler Hakkında
- 5 Haz
- 3 dakikada okunur
4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) ile vergi mevzuatında kapsamlı değişiklikler yapılmıştır.
Kanun ile kamu alacaklarının tahsil süreçlerinden uluslararası vergilendirmeye, kurumlar vergisi teşviklerinden varlıkların kayıt altına alınmasına kadar farklı alanlarda yeni düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Özellikle uluslararası faaliyet gösteren şirketler, yurt dışında gelir elde eden gerçek kişiler ve yatırım odaklı yapılanmalar bakımından uygulamada doğrudan etkisi olabilecek değişiklikler dikkat çekmekte olup yeni düzenlemelere ilişkin bilgilendirmemizi aşağıda bulabilirsiniz.
1. Kamu Alacaklarında Tecil Süresi Uzatıldı
7582 Sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48. maddesinde değişiklik yapılmıştır. Yapılan düzenleme ile kamu alacaklarının tecilinde uygulanabilecek azami süre 36 (otuz altı) aydan 72 (yetmiş iki) aya çıkarılmış; ayrıca teminat gösterilmeksizin tecil edilebilecek tutar 50.000 TL’den (Elli Bin Türk Lirası) 1.000.000 TL’ye (Bir Milyon Türk Lirası) yükseltilmiştir.
Söz konusu değişiklik özellikle yüksek tutarlı kamu borcu bulunan mükellefler bakımından önem taşımaktadır. Tecil süresinin uzatılması, borcun daha uzun vadeye yayılması ve kısa vadeli nakit yükünün azaltılması bakımından uygulamada etkili olabilecektir.
Bununla birlikte tecil sisteminin niteliğinde bir değişiklik bulunmamaktadır. Başvuruların değerlendirilmesi ve ödeme planının oluşturulması bakımından idarenin mevcut takdir yetkisi devam etmektedir.
2. Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlara Gelir Vergisi İstisnası
Kanunun en dikkat çeken düzenlemelerinden biri Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen Mükerrer 20/D maddesi olmuştur.
Yeni düzenlemeye göre; Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’ye yerleşmeden önceki son üç takvim yılı içerisinde Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 (yirmi) yıl süreyle gelir vergisinden istisna tutulacaktır.
Düzenleme yalnızca vergi yükünü kaldırmakla sınırlı değildir. İstisna kapsamındaki gelirler için ayrıca yıllık beyanname verilmemesi, başka gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirlerin beyanname dışında bırakılması öngörülmektedir.
Diğer taraftan, bu gelirlerle bağlantılı gider ve maliyetlerin Türkiye’de vergilendirilen gelirlerden indirilemeyeceği, yurt dışında ödenen vergilerin de Türkiye’de mahsup edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Ayrıca bu istisnadan yararlanan kişiler bakımından, veraset yoluyla gerçekleşecek mal intikallerinde veraset ve intikal vergisinin %1 oranında uygulanmasına ilişkin ayrı bir avantaj da getirilmiştir.
Yirmi yıllık süre dikkate alındığında, düzenlemenin yalnızca bireysel vergilendirme değil, uzun vadeli yerleşim ve yatırım planlaması bakımından da sonuç doğurabileceği değerlendirilmektedir.
Yürürlük tarihi 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılan kişiler bakımından uygulanmak üzere 4 Haziran 2026 olarak düzenlenmiştir.
3. Transit Ticaret ve Nitelikli Hizmet Merkezi Kazançlarına Kurumlar Vergisi Avantajı
Kanun ile kurumlar vergisi bakımından uluslararası ticaret ve hizmet gelirlerini teşvik eden yeni bir yapı oluşturulmuştur. Bu kapsamda, yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleştirilen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilen kazançların %95’inin kurumlar vergisi matrahından indirilebilmesine imkân tanınmıştır.
4. Varlıkların Ekonomiye Kazandırılmasına İlişkin Yeni Düzenleme: “Varlık Barışı”
Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici madde kapsamında yeni bir varlık barışı uygulaması getirilmiştir.
Düzenleme kapsamında gerçek ve tüzel kişilere; yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını belirlenen süre içerisinde banka veya aracı kurumlara bildirerek Türkiye’ye getirme imkanı tanınmıştır.
Benzer şekilde, Türkiye’de bulunmakla birlikte kanuni kayıtlarda yer almayan belirli varlıkların da sisteme dahil edilmesi mümkün hale getirilmiştir.
Bildirilen varlıkların kayıt altına alınması, belirli sürelerle sistem içerisinde tutulması ve ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde daha düşük oranlı vergileme imkânı öngörülmektedir. Buna göre genel vergi oranı %5 olmakla birlikte, belirlenen yatırım ve bekletme sürelerine bağlı olarak bu oran %0’a kadar düşebilecektir.
Düzenlemenin uygulamada en fazla dikkat çeken yönü ise belirlenen şartların yerine getirilmesi halinde bildirilen varlıklara ilişkin vergi incelemesi ve tarhiyat koruması sağlanması olmuştur.
Bununla birlikte koruma mutlak nitelikte değildir. Bildirim, transfer, ödeme ve taahhüt şartlarına uyulmaması halinde ilgili avantajlardan yararlanılması mümkün olmayacaktır.
Özellikle şirketler bakımından bilanço etkileri, fon hesabı uygulaması ve kayıt süreçlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekecektir.
5. Teknogirişimler ve İstanbul Finans Merkezi Teşviklerinde Değişiklikler
Kanun ile teknoloji odaklı şirketler ve İstanbul Finans Merkezi kapsamında faaliyet gösteren yapılar bakımından da çeşitli teşvikler öngörülmüştür.
Bu kapsamda teknogirişim rozetine sahip şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmeleri kapsamında gerçekleştirecekleri işlemler bakımından Türk Ticaret Kanunu’ndaki bazı sınırlamaların uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Bunun yanında belirli dijital şirketlere kuruluş döneminde oda aidatı muafiyeti sağlanması da öngörülmüştür.
İstanbul Finans Merkezi bakımından ise mevcut teşviklerin kapsamı genişletilmiş; daha önce belirli finansal kuruluşlarla sınırlı olan vergi avantajlarının tüm katılımcılara yayılması yönünde düzenleme yapılmıştır.
Ayrıca İstanbul Finans Merkezi’ne ilişkin teşvik süresi 2047’ye kadar uzatılmış ve finansal faaliyet kazançlarına ilişkin vergi avantajlarının daha uzun süre uygulanmasının önü açılmıştır.
Bu düzenlemelerin özellikle yatırım kararları ve bölgesel merkez yapılanmaları bakımından etkili olabileceği değerlendirilmektedir.
6. Sonuç
7582 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde; bir taraftan kamu alacaklarının tahsil süreçlerinde esnekliğin artırıldığı, diğer taraftan uluslararası gelirler, yatırım yapıları ve sermaye hareketleri bakımından yeni teşvik mekanizmalarının oluşturulduğu görülmektedir.
Düzenlemelerin önemli bir kısmı uygulama esaslarının ayrıca belirlenmesini gerektirdiğinden, ikincil düzenlemelerin ve idari açıklamaların takip edilmesi önem taşımaktadır.
Kanun metninin tamamına, buradan ulaşabilirsiniz.


Yorumlar